• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/yusuf.ozmerdivenli
  • https://twitter.com/YusufOzmerdiven

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL, BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR VE KAYSERİ


Cumhuriyet döneminin ünlü şairi Faruk Nafiz Çamlıbel, 1922 yılında Kayseri Lisesinde öğretmenlik yapmıştı. Bu görevi dolayısıyla Ankara’dan Kayseri’ye gelişi sırasında yaşadıkları, hissettikleri, şaire ünlü “Han Duvarları” şiirini yazdırmıştı. Faruk Nafiz Çamlıbel, Kayseri Lisesi’nde 1922-1924 yılları arasında öğretmenlik yapmıştır. Bu süre zarfında yakından tanıma fırsatını bulduğu Kayseri halkını çok sevdiğini, “Benim Namzetliğim” başlıklı şiirinden anlıyoruz.

 
Benim Namzetliğim
 
Seçilmek istemem öte beriden
Ayrılsa cismimde kemik deriden
Yine ayrılmam ben Kayseri’den
Bunu böyle bilsin Türk’ün ricali
Olmaz Kayseri’nin hiç vefasızı
Beni tanır cümle kızanı, kızı
Az mı yedim sizin pastırmanızı
Az mı karıştırdım kaymağa balı
İzimi bıraktım karda, karada
Şiir karaladım ara sıra da
iki yıl hocalık ettim orada
Hem de yetiştirdim Behçet Kemal’i
 
Ünlü şair Behçet Kemal Çağlar, aslen Kayseri’nin Büyük Bürüngüz köyündendir ve 1922-1924 yılları arasında Kayseri Lisesi’nde Faruk Nafiz Çamlıbel’in talebesi olmuştur.Faruk Nafiz Çamlıbel’in Kayseri’ye dair hatıraları çoktur. Bu hatıraları okumak isteyenler, Kayseri Lisesi 100. Yıl Şeref Belgeseline bakabilirler. Biz, Kayseri Lisesi Marşı’nın sözlerini ünlü şairin kaleme aldığını belirtmekle yetinelim.
 
Kayseri Lisesi’nin nura koşan gençleri
Güzel Anadolu’ya güneşler taşınacak
Bu mefkure oldukça azmimizin rehberi
Cehalet boğulacak, ilm ü fen yaşayacak
Güçlüyüz kuvvetliyiz imanlıyız hepimiz
Yaşasın genç Türkiye, yaşasın mektebimiz.

Faruk Nafiz’in hayatında Kayseri’nin yeri tahminlerin çok ötesinde bir önem arz etmektedir. Faruk Nafiz’in İstanbul’dan yetişmiş bir insan olarak ilk defa “gerçek Anadolu”ya ulaşması Kayseri’deki görevine gelişi sırasında olmuştur. Şairin “Han Duvarları” şiiri, onun sanatında büyük bir aşamadır ve bu şiir, şairin Kayseri’ye yaptığı yolculuğun izlerini taşır.

Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı
Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı
Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde
Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde
Uzun bir yolculuktan sonra İncesu’daydık
Bir handa yorgun argın, tatlı bir uykudaydık
Şairin “yorgun argın, tatlı bir uyku uyuduğu han” İncesu İlçemizdeki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Kervansarayıdır.
 
FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL’İN “KAYSERİ’DE YETİŞTİRDİM” DEDİĞİ BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR’I KAYSERİ HALKI YETERİNCE TANIYOR MU?

Hayatı
Cumhuriyet döneminin ünlü şairlerinden Behçet Kemal Çağlar Kayseri’nin Şabanbeyzadeler namıyla bilinen ünlü bir ailesinden Şaban Hamdi Bey’in oğludur. Babasının memuriyeti sırasında bulunduğu Erzincan’ın Tepecik köyünde 1908 yılında doğdu. Babası Kayseri'nin Bünyan Çağlayanı kıyısında yerleşmiş Bürüngüz isimli Türkmen oymağındandır, annesi Balıkesir'in Çepni Yörüklerinden Kolağası Ahmet Ağa'nın kızıdır. Behçet ismi babasının amcasının ismi olarak, Kemal'de hürriyet kahramanı Namık Kemal'e izafetle verilmiştir.1913 senesinde Behçet Kemal, Bolu'da İmaret İlkokuluna başlamıştır. İlk okul yıllarında bile dedesinden kendisine geçen yeteneğiyle şiir ezberlemeye ve okumaya meraklı olan Behçet Kemal'e öğretmenleri okulun bahçesinde yüksek bir yere çıkararak babasının ezberlettiği şiirleri okuturlardı.

Normal tahsiline 1915 yılında Konya'da başlamış, ilk olarak Mevlana türbesinin arkasındaki Numune Mektebi'ne devam etmiş, ertesi yıl, Konya Sultanisi'nin ilk kısmına devama başlamıştır. 1916 senesinin sonbaharında babası Kudüs Ziraat Müdürlüğü'ne tayin edildiğinden birkaç ay Kudüs'te kalmıştır.Kudüs'ten Kayseri'ye gelen Behçet Kemal, ilk, orta ve lise tahsilini Kayseri'de yapmıştır. 1925 senesinde sınavla Zonguldak Maden Mühendis mektebine girmiş ve 1929 senesinde yüksek madem mühendisi olarak birincilikle bu mektepten mezun olmuştur. Maden Tarama Enstitüsü merkez mühendisi olarak Ankara'da göreve başlamıştır.Behçet Kemal Çağlar “Hal Tercümesi” isimli şiirinde çocukluğunun geçtiği yılları ve Bürüngüz’ü şöyle anlatıyor:

Yalınayak basardım yaz-kış toprağa
Odun toplamaya giderdim dağa
Ata üzengisiz binmekti derdim
Bazlamaya çaman sürer yerdim de yerdim
Bezir yağı idi yanan lambada
Yıldız saya saya uyurdum damda
Yufka pişirmeye firez yolardım
Yazları üst daldan kiraz yolardım
Yonca otlatırdım sarı tosuna
Bayılırdım yanık un kokusuna
Güzün değirmende nöbet beklerken
Büyük anam “yasin”, babam “Türküm ben”
Ezberletirdi kışın her gece
Anam baş ucuma gelir gizlice
“Keloğlan masalı” söyler giderdi
Nutuk söylemekti hocamın derdi
Amcamın yanında askerdim dimdik
Yazın köylü, kışın şehirli idik
Mektepte leyliydim, bir uzun kıştı
Kitaplar okudum, aklım karıştı
Dünya güzelini düşümde gördüm
“Maden Mektebi”ne zorla giderken
Sonra Avrupa’yı dolaştım ben
Çeşit çeşit süsler, keyifler gördüm
Yine de gözümde tüterdi yurdum
Gurbette vatanı yaman özledim
Yine acıkınca çamanı özledim
Yine yıkanmaya aradım dere
Bildim, çabalamam benim boş yere
Ben ki hep bu dağın taşın çocuğu
Yüz yıl geçse on beş yaşın çocuğu
 
Halkevlerinin açılışında yazdığı ve şahsen rol aldığı Çoban Piyesi ve ardından yazdığı ve oynadığı Ergenekon Piyesi dolayısıyla büyük Atatürk'ün dikkatini çekmiştir. Değerli, ünlü yazarlar ve politikacılar ile yakın münasebetler kurmuş, ancak kişisel hiçbir karşılık beklemeyen derin vatan ve Atatürk devrimleri hayranlığıyla hepsinin sevgi ve takdirini kazanmıştır.1935'te Halkevleri müfettişi olarak görevlendirilmiş, bu görev ile yurdun her tarafını dolaşmış; halk şiirleri ve halk sanatı ile yakından ilgilenmek fırsatını bulmuştur.

Öncelikle Atatürk ve milli şiir temasında tanınmış, derin yurt sevgisi olan bir insandı. Gericiliği önlemede çaba harcamış, haftalık dergiler ve günlük gazetelerde bu konularda makaleler yazmıştır. Atatürk'ün ölümü Behçet Kemal'in ruhunda derin bir acı yaratmış, memleketin ve milletin kurtulmasında Atatürk'ün başarılarının hayranı olarak, kendisini Atatürk'e ve O'nun devrimlerine adamasına sebep olmuştur.

TBMM VII.ve VIII. (24 Ocak 1949 istifa) Dönem Erzincan milletvekili hizmet etmiştir. 15 Ocak 1949' da Şemsettin Günaltay' ın başbakanlığa atanmasının ardından [1]Atatürk devrimlerinden ödün verildiği gerekçesiyle partisinden de milletvekilliğinden de istifa etmiştir. Daha sonra sırasıyla Robert Kolej'de öğretmenlik, Kurucu Meclis Devlet Başkanı Temsilciliği (6 Ocak 1961 - 15 Ekim 1961), TRT Yönetim Kurulu Başkanlığı, Akbank Neşriyat Müdürlüğü, TRT Program Uzmanlığı görevlerinde bulundu.

Kendi dilinden yaşamı
 
Kendi dilinden yaşamını 1966 yılında şöyle anlatmıştır: Babamın çeşitli bölgelerdeki memurluğu, benim bütün memleketi kapsayan Halkevleri Müfettişliğim ve Doğu sınırlarında geçen askerliğim sayesinde Anayurdu köşe bucak dolaşabildim. Anayurt gibi Atatürk'ü de yakından tanımak talihim var; bazı mısraları sofrasında yazdığım oldu. Zonguldak Yüksek Maden Mühendis Mektebi'nden diplomalıyım ama ilk günden beri Anadolu'nun insan cevheri ile haşır neşirim. Faruk Nafiz Çamlıbel, Eflatun Cem Güney edebiyat hocalarımdı. Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sohbetlerinden yıllarca feyz aldım. Doğuda tanışıp kaynaştığım halk ozanları bana halkımı bir kat daha tanıtıp sevdirdiler. 1948 başlarında laiklik ve devletçilik ilkelerinde Atatürk'ün yolundan çıktığını gördüğüm için saflarından ayrılmaya karar verdiğim partinin bana sağladığı milletvekilliğini, Meclis kürsüsünden istifa etmek suretiyle bıraktım. Başka bir parti aday gösterdi, noter marifetiyle reddettim. Temsilciler Meclisi'ne çağrıldım, umutla katıldım. Cumhurbaşkanlığı kontenjanından senatör olmam istendi. Günlük politikadan tiksindiğim için kabul etmedim. O gün bu gündür yazarlık ve öğretmenlik yapıyorum.       

1942 yılına 34 yaşındayken Kayseri'de yazdığı bir şiirinde ise kendini şöyle tanımlıyordu: Behçet Kemal, sanat yolculuğuna nasıl bir düşünce ve inançla çıktığını 1935 de Yücel Dergisi'nde şöyle belirtiyordu:Benim ruhum denizin, Ada camlarının, Boğaziçi mehtabının işlediği bir dantela değildir. Ben 20 yaşıma kadar büyük şehir ve deniz görmedim. Fakat acunun en büyük, en temiz ve en derin halkı içinde yetiştim. Anadolu'da doğdum ve büyüdüm. Daha 15 yaşındayken saçımda ak, ciğerimde verem tahayyül ederek yazmaya heveslendiğim zamanlar oldu zannetmeyiniz. Ben edebiyata ağlayarak değil, haykırarak; şüphelenerek değil, inanarak başladım. Haykıracağım ve inandığım şeyi yazmaktan başka bir şeyi yapmaya niyetim yok..
İlk şiiri arkadaşlarıyla çıkardıkları Hep Gençlik dergisinde yayımlanan Behçet Kemal, daha sonra Türk Yurdu ve Hayat (1927) dergilerinde göründü. Ulus'ta yayımlanan kimi şiirlerinde "Ankaralı Aşık Ömer" adını kullanmış, 1949'da Şadırvan dergisini çıkarmıştır. İstanbul Radyosu'nda, 27 Mayıs'tan önce ve sonra, aralıklı olarak Şiir dünyamız programını yönetmiştir.
Behçet Kemal'in şiir biçim ve öz olarak iki kaynaktan beslenir: Halk şiiri ve Kemalizm. Giderek ulusal duyguları dile getiren deyişleri ve yurt güzellikleri bile bu özle belirlenir. Hecenin olanaklarını, en yüksek sesi verebilmek için zorlar. Birey için değil, kalabalıklar içindir şiiri.

Şiir kitapları
 
Erciyes'ten Kopan Çığ,
Bursa’da Bir Kalp Çarpıyor,
Benden İçeri.
 
Oyunları
 
Çoban (1933),
Atilla (1935),
Deniz Abdal.
 
Öteki yapıtları

Halkevler (inceleme 1935),
Hasan Ali Yücel ve Eserleri (1937),
Hür Mavilikte Gezi (1947),
Dolmabahçe'den Anıtkabir'e Kadar (Gözlemler 1955),
Kur'an-ı Kerim'den İlhamlar (1966),
Atatürk Deniz'inden Damlalar (antoloji 1967),
Battal Gazi Destanı (1968),
Bugünün Diliyle Atatürk'ün Söylevleri (1969).
Yeğeni Selcan Cağlar tarafından yayına hazırlanan 4 adet eseri Destanlar (1997), Bitmez Tükenmez Anadolu (1994) Benden İçeri (1994)ve Kuran'ı Kerim'den İlhamlar (1995) TC Kültür Bakanlığı tarafından basılmıştır.

Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret62254
Hava Durumu
Saat